Bipolar Bozukluk (İki Uçlu Mizaç Bozukluğu)

OKB Olabilir miyim?
28 Haziran 2019
TMS’yi Anlatmaya Başlarken…
28 Haziran 2019
Tümü

Bipolar Bozukluk (İki Uçlu Mizaç Bozukluğu)

Bipolar bozukluk ya da diğer adıyla manik depresyon, kişinin kendini en yüksekte hissettiği mani dönemi ile çökkün hissettiği depresif dönem arasında gidip gelmesini ifade eder. Hastalık zamanları dışında normal seyreden duygu durumu, hastalık nüksettiğinde bu iki uç arasında dolaşmaktadır.

Bipolar bozukluk, bipolar 1 ve bipolar 2 tanı ölçeği ile değerlendirilir. Bipolar 1 de mani ve depresyon döngüleri vardır. Bipolar 2 de ise hipomani ve depresyon atakları izlenir. Dolayısıyla bipolar 2 de mod yükselmesi daha düşük olup hipomani düzeyinde iken depresyon genelde bipolar 1 e göre daha ağır geçirilir.

Bipolar bozukluk daha çok depresyon dönemleri ile seyreder. Manik ya da hipomanik devreler daha nadirdir. Manik nöbet durumunda ayaktan tedavisi pek mümkün olmaz ve hastaneye yatırılması gerekir. Çünkü manik nöbette kişi hem  kendisine  hem de çevresine çok sıkıntılı anlar yaşatabilir. Örneğin sürekli hiç uyumadan sürekli konuşan ordan oraya hareket halinde olan biri ile aynı ev ortamında olmak azap gibidir.

Yapılan araştırmalar başlangıçta majör depresyon teşhisi konulan vakaların üçde birinin gerçekte bipolar bozukluk olduğunu göstermektedir.

Bipolar bozukluğun genel olarak ortaya çıkış yaşı, 20-25 yaş aralığındadır. Hastalık toplumda yüzde 1-1,5 oranında görülür. Birinci dereceden akrabaları içerisinde bipolar bozukluk olanların bu hastalığa yakalanma olasılığı 7 kat fazladır. Yapılan araştırmalar, bipolar bozukluğa yakalanma riskinin evlat edinmelerde de arttığını göstermiştir. Bu yüzden sadece genetiğin değil, çevre ve kalıtsal faktörlerin birlikte hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğu düşünülmektedir.

Cinsiyetler açısından incelendiğinde, kadın ve erkeklerde bipolar bozukluk görülme oranı arasında anlamlı bir fark yoktur. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı bir araştırma, bipolar bozukluk vakalarının 2/3’ünde aynı zamanda anksiyete hastalığı ve 1/3’ünde madde kullanımı olduğunu göstermiştir.

Bipolar bozukluk yaşam kalitesini bozan bir hastalık olarak, en yaygın iş görememe nedenlerindendir. Hastalar, mani dönemlerinde yapabileceklerinin üzerinde işlerin altına girer, abartılı, coşkulu, büyük fikirlere teslim olurlar. Hastalar, iş konusunda yapılabilirlikten uzak projeler üzerine yoğunlaşırken, özel yaşamlarında da çok aktif ve enerjik hissederler. Uykuya bile ihtiyaçları yokmuşçasına yüksek motivasyonla dolan hastalarda, depresif döneme girdiklerinde ise tam tersi bir tablo ortaya çıkar. Kolunu dahi kıpırdatamayacakmış gibi fiziksel bir bitkinlik, mutsuzluk, kaygılar hatta intihar edebilecek kadar kötü bir iç dünya gözlenir. Bu yoğun duygu durum değişimi iş ve özel yaşamın alt üst olmasına neden olur. Kişi, aynı gün içerisinde bile mani ve depresif dönemleri yaşayabilir. Kimi hastalar mevsimsel geçişlerden de etkilenir. İlkbahar yaz dönemleri hastalarda mani, sonbahar kış dönemlerinde depresif belirtiler görülür.

Bazı nörobilimcilere göre dopamin reseptörlerinde oluşan bir mutasyon, dopaminin bu reseptörlere olan duyarlılığını değiştirerek bu hastalığa neden olmaktadır. Mani veya hipomani döneminde yükselen dopamin klinik tabloya neden olurken, sonrasında aniden düşmesiyle nöronal aktivitenin dengesi bozulmakta böylece depresif tabloya girilmektedir. Bipolar bozukluk tedavisinde kullanılan lityum ve diğer duygudurum sabitleyiciler işte bu dopamin iniş çıkışını engellemek içindir.

Bazı bilimadamları ise anne karnında iken bebeğe yeteri kadar vitamin ve omega 3 gibi beyin gelişimini etkileyen yararlı maddelerin geçmemesi neticesinde ‘’hatalı beyin gelişimi’’ nin söz konusu olduğu, bunun ise ergenlik döneminde testosteron ya da östrojenin dopamin-serotonin-noradrenalin dengesini değiştirmesi ile hastalığın ortaya çıktığını iddia etmektedir.

Bipolar Bozukluk ve Üretgenlik

Hastalıkla üretgenlik arasında bir bağ olduğu düşünülmektedir. Bipolar bozukluk teşhisi konmuş pek çok sanatçı vardır. Bu hastalıkta ekonomik ve deha vari üretkenliğin varlığı araştırmalar ile gösterilmiştir. Hastalığın yaygınlığı konusunda istatistiklere baktığımızda toplum genelinde yüzde 1’ler civarında olan oranın, sanatçılar ve dâhiler arasında yüzde 11 seviyesine ulaştığı görülmektedir. İsaac Newton, Michelangelo,  Pablo Picasso, Amedeus Mozart, Victor Hugo, Napolyon Bonapart, Abraham Lincoln, Theodore Roosevelt, Winston Churchill, Van Gogh, Edward Munch, Kurt Cobain, Virginia Woolf, Ernest Hemingway, William Blake, Jack London, Jean-Claude Van Damme, Robin Williams, Any Winehouse, Marilyn Monroe, Elizabeth Taylor, Florence Nightingale,  Britney Spears, Vivien Leigh, Richard Dreyfuss gibi her biri kendi alanında yetenek olan pek çok sanatçının, dâhinin ve devlet adamının ismi bipolar bozuklukluk ile birlikte anılmaktadır. Ancak her bipolar bozukluğu olan üretgen değildir. Her üretgen bireyin de bipolar bozukluk olması gerekmez. Yine de üretgenlikle bipolar bozukluk arasında bir ilişki var gibi görünmektedir.

Hastalığın kalıtımsal yönlerinin bulunması gibi yaratıcılıkta da kalıtımın etkili olduğu düşünülmektedir. Bipolar bozuklukta üretgenliğin artışı, depresif dönemlerde de mümkündür. Kişinin kendi iç dünyasına yoğunlaşması ve dışarıya karşı ilgisinin azalmasıyla beraber, kişi bütünüyle kendi içine döner ve eserlerine odaklanabilir. Örneğin Van Gogh ‘’ayçiceği tablosunu’’ Edward Munch ise ‘’çığlık’’ tablosunu böyle depresyon dönemlerinde yapmıştır. Edward Munch’un yaşadığı psikolojik bunalımı tuvaline işlediği bu tablo 2012 de açık arttırma yoluyla 120 milyon dolara satılmıştır. Van Gogh tüm yaşamı boyunca 900 tablo, 1100 civarında karakalem çalışma yapmıştır. Asıl trajik nokta ise bugün her biri paha biçilmez eserler olan bu tablolardan sadece birini yaşarken satmayı başarabilmiştir. Bir atak esnasında kendi yağlı boya resimlerinden birini yemeye kalkmış, bir diğerinde ise sol kulağını keserek kız arkadaşına hediye götürmüştür.

Ünlü ispanyol ressam, heykeltraş Pablo Picasso, bilinen en üretken bipolar sanatçılar arasında yer almaktadır. Guiness rekorlar kitabına göre 13.500 tablo, 100.000 baskı, 34.000 kitap resmi, 300 seramik heykeli olmak üzere ömrüne sığdırdığı toplam 150.500 eseri mevcuttur. ‘Her şeyi söylemem ama her şeyin resmini yaparım’ Pablo Picasso’nun ünlü bir ifadesidir. Pablo Picasso 1937 de Almanların saldırısıyla Guernica kasabası bombalandığında, insanların yaşadığı felaketi yalnızca bir gece de yaptığı ‘Guernica’ adını verdiği tablosuna yansıttı. Bir gün sergisini gezen Alman Generalin ‘Bu resmi siz mi yaptınız?’ sorusuna ‘Hayır siz yaptınız!’ diye cevap vermesi meşhurdur.

Manik dönemde hastalar odaklanmada zorlandıkları için üretici olmaları zordur. Bu aşamada beyinden geçenler çok hızlı ve konudan konuya atlayan şekildedir. Belirtilerin daha hafif olduğu hipomani dönemi, üretkenliğin artışı için en uygun dönemdir. üretgenlik gerektiren çalışmaların ve üretimin hipomani zamanlarında yükseldiği kabul edilir. Burada hiç şüphesiz yükselen dopamin seviyelerinin verdiği çoşku ön plandadır. (bakınız Dr.Beyin  kitabımız)

Bipolar Bozuklukta Hastalığın Dönemleri ve Belirtileri

Manik depresif hastalıkta kişi kendi durumunun farkında olmayabilir veya hastalığı gizlemeye çalışabilir. Bu nedenle teşhis koyarken veya tedaviye yön verirken hasta yakınlarını da dinlemek gerekir. Aynı şekilde tedavi sırasında da hasta yakınları, hangi durumda nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilinçlendirilmelidir. Bipolar bozuklukta mani, hipomani ve depresif dönemler yaşanır. Bu dönemlerin özellikleri aşağıdaki gibidir. Belirtiler ve şiddeti hastadan hastaya farklılık gösterecektir. Bipolar bozuklukta baskın olan duygusal mod, depresyondur. Kişiler daha çok depresyon atağı yaşarlar. Bazı hastalar, tüm hayatları boyunca bir kez mani ya da hipomani atağı geçirip geri kalan dönemlerinde hep depresyon atağı yaşayabilirler. O yaşanan bir kez mani atağı tanının bipolar bozukluk olarak kabul edilmesine neden olur.

Manik Dönem

  • Kişi, kendini normalin üzerinde enerjik hisseder, birkaç saatlik uyku yeterli gelir.
  • Cinsellik arzusunda artış ve toplumsal kuralların dışına çıkan istekler vardır.
  • Yüksek özgüven ve “Her şeyi yapabilirim!” duygusu hâkimdir.
  • Kişinin, kendi normalinin üzerinde riskli sayılabilecek eylemlere giriştiği ve sonuçları hesaplanmadan yapılan işlere yöneldiği gözlemlenir.
  • Hasta, sonrasını düşünmeden yüksek miktarlarda alışveriş yapabilir, borçlanabilir.
  • Çok sinirli ya da tartışmacı tavırlar, aniden parlama görülür.
  • Beyinde hızlanan düşünceleri durduramama hissi, bir konuya odaklanamama duygusu hâkimdir.
  • Konuşkanlık artar. Ancak konuşmalarda, konudan konuya geçiş ve tutarsızlıklar vardır. Düşünce hızı konuşma hızından daha fazladır bu nedenle bir cümleyi bitirmeden diğerine geçebilirler. Karşısındaki kişinin konuşmasını bitirmesi çoğu zaman beklenmez ve sık sık araya girilir.
  • Büyüklük düşünceleri, kendini peygamber, mehdi zannetme, çeşitli sesler duyma, halüsinasyonlar görme söz konusu olabilir.
  • Mani döneminin sonuna yaklaşıldığında ise; kişi, kendi kişiliğinin dışında kimi eylemlere girişmiş ise bu hareketlerinden dolayı utanç ve pişmanlık hissetmeye başlar.

Hipomanik Dönem

  • Bu dönemde, mani dönemine ait özellikler, daha hafif bir şekilde görülür.
  • Kişi kendindedir. Çevresiyle uyumludur.
  • Kişi kendini mutlu, güçlü hisseder, aranan fikirler hemen akla gelir, yaratıcılık ve üretkenlik vardır.
  • Kişi normalde de neşeli, enerjik biri değilse hipomani, mani döneminin yaklaşmakta olduğunu gösteriyor olabilir.

Depresif Dönem

  • İçe dönülür, dış dünyaya ilgi azalmıştır.
  • Özgüven kaybı, isteksizlik ve motivasyonsuzluk duygusu hâkimdir.
  • Mutsuz hissetme, umutsuzluk, tükenmişlik vardır.
  • Uyku dengesinin değişmesi, sabahları uyanamama veya uykusuzluk gözlenir.
  • Kilo kaybı görülebilir.
  • Cinselliğe ilgi azalır.
  • Normalde mutlu olunan durumlar keyif vermemeye başlar.
  • Kafanın içi boşmuş gibi hissizlik, çevrede olanı anlayamama, sosyal ortamlara dâhil olamama gibi belirtiler görülür.
  • Ölüm düşünceleri, intihara yatkınlık olabilir. Eğer bariz intihar düşünceleri farkedilirse klinikte gözlem altına alınması gereklidir.

Aslında ılımlı kontrollü bir hipomani istenen ve aranan bir duygu durumu olabilir. Hatta bipolar bozukluğu tanısı almış hastalar böyle bir ılımlı hipomani durumundan çok keyif alırlar. Bu durumda iş hayatlarında atılımcı, iş bitirici, özel hayatlarında ise oldukça enerjik ve hiperaktif bir yapı içerisinde olabilirler. Hatta aşık olmakta, dopaminin etkisi ile ılımlı bir hipomanik durumdur. Maalesef bazı uyuşturuculardan kolay kolay kopulamaması kısa süreliğine oluşturdukları hipomani nedeniyledir.

Bazı bipolar bozukluklarda nadir ve kısa süreli coşku dönemlerinin eşlik ettiği sık çökkünlük dönemleri ya da kronik depresyon mevcuttur. Hastalar genellikle bu kısa süreli hafif coşku dönemlerinden söz etmezler. Bunlar sadece seyrek ve kısa olduğu için değil, aynı zamanda hastaya normal bir duygudurummuş gibi geldiği için hastanın ve hekimin gözünden kaçabilir. Gizli bipolar diye adlandırılan bu hastalardan dikkatli ve araştırıcı öykü alınmazsa sıklıkla yanlış tanı alırlar.

Siklotimik kişilik

Siklotimik kişilik yapısı da hastalık düzeyinde olmayan duygusal mod dalgalanmalarıdır. Kişi bazen kendini normalden çok daha iyi hisseder, enerjiktir, hiperaktif ve üretgendir. Bazen de normalin altına iner, depresyon düzeyinde olmasa da kişi isteksiz, neşesiz ve keyifsizdir. Siklotimik kişilik, yapısal bir özellikten çıkıp bozukluk düzeyine doğru gitmeye başlarsa, hipomani ya da depresyon özellik itibariyle daha çok kendisini hissettirmeye başlar. Bu durumda her şeye karışırlar, istenmediği halde fikirlerini beyan ederler. İnsanlara neyin nasıl yapılacağını anlatırlar. Küstahlık derecesine varan aşırı bir özgüven tablosu sergileyebilirler.

Siklotimik bozuklukta kişiler duygusal modları pozitifken, söyleneni çabuk anlar ve akıcı konuşurlar. Çok iğneleyici bir zekaları olabilir ve zaman zaman oldukça eğlenceli olabilirler. İkna edici konuşurlar, hatta yanlış oldukları zaman bile inandırıcı olabilirler. Başkalarının kendilerinden emin olmamasını ve suçlu hissetmesini sağlayabilirler.

Siklotimik kişilik bozukluğu olan kişilerin duyguları hızla değişebilir. Bir anda uçlara gider gelirler. Bir saat önce onu ölesiye severken, bir saat sonra yoğun bir öfke ve nefret duygusu ile hareket edebilirler bu halleriyle borderline kişilik bozukluğu ile karıştırtırılabilirler. Haliye karşındaki göklere çıkarıp birkaç gün sonra yerin dibine soktuklarından ilişkilerinde çok tutarsızdırlarlar. Bu nedenle karşıdaki kişinin de kimyasını bozarak onu alt üst ederler. Örneğin araç çarpması sonucu kanlar içinde yatan bir yaralının yanından duyarsızca dondurma yiyerek geçerken bir başka gün yağmurda ıslanan bir kedi yavrusu nedeniyle göz yaşları seller gibi ağlayarak yirmi sayfalık dokunaklı bir yazı yazabilirler. Dolayısıyla hayattaki en zor ilişki modeli, siklotimik kişilik bozukluğu olan biriyle birlikte olmaktır. Çünkü ona prens ya da prenses gibi davranarak ayakları yerden kesip bulutlara çıkarmışken sonra birden tam tersi öfke ve nefret ile yerin dibine çakarlar.  Duygusal modları aynı gün içinde bile bir uçtan bir uca gidip gelebilir ve karşındakini şok edebilirler. Ayrıca performansları inişli çıkışlı olabilir, bir çok iş ve meslek değiştirebilirler.

Beyinde Bipolar Hastalığa Neden Olan Bölge…

Kardeşlerden biri bipolar bozukluğa sahipken diğerlerinin nasıl sağlıklı kalabildiği tıp dünyasının üzerinde durduğu sorulardan biridir. Bu sorunun yanıtı, çocuklardan biri hastalığa yakalanmış ise diğer çocuğun erken teşhisi için de önem taşır. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde üç öğretim üyesi, Prof. Dr. Ali Saffet Gönül, Doç. Dr. Çağdaş Eker ve Radyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Kitiş, bipolar bozukluğa beyinde neden olan bölge ile hastalıktan koruyan bölgeyi saptamak için bir çalışma yaptı.

Araştırmaya 28 bipolar bozukluk hastası ile bu hastaların kardeşi 28 kişi ve bu kişilerden bağımsız 30 sağlıklı birey katıldı.  Araştırmada, hastalığa yatkın ve dirençli olan bölgeleri bulmak için sağlıklı olan aile bireyleri ile hastaların beyinleri karşılaştırıldı. “Bipolar I bozukluk hastalarında ve kardeşlerinde yapısal beyin değişiklikleri” isimli çalışmada, bipolar bozukluk hastaları ile kardeşlerinin beyin yapılarında (orbitofrontal korteks ve serebellum) ortak bazı bozukluklar olduğu saptandı. Hem hastalarda hem de kardeşlerinde benzer alanlarda bozukluk gözlenmesine karşın sağlıklı kardeşlerinin neden hastalanmadığı sorusu önemini koruyordu. Araştırmacılar, sağlıklı kardeşlerde beynin üst düzeyde çalışan ve duyguları kontrol eden başka bir bölümünün (dorsolateral prefrontal korteks) fazla geliştiği ve bu kişileri hastalıktan koruduğunu saptadı.

Tedavi Hastaya Göre Şekillenir

Hastalığın tek bir belirgin tedavi şekli yoktur. Bu nedenle tedavi süreci, hastanın belirtilerine göre planlanır. İlaç tedavisi ve hastanın yaşamını düzenlemesine yönelik terapi çalışmalarıyla tedavi sağlanır. Bipolar bozuklukta, duygu-durum dengelenmesini sağlayan lityum karbonat, lamotrigin(lamictal), karbamazepin (tegretol) ve valproat türü duygudurum dengeleyici ilaçlar ile antipsikotikler kullanılır. Tedaviye uzun yıllar boyunca devam etmek, doktor kontrollerini ve doktor tarafından verilen ilaçları ihmal etmemek gerekir. Depresyon döneminde antidepresanlara dikkat edilmeli ve verildiğinde yakından takip edilmelidir. Zira antidepresanlar, kolaylıkla manik dönemleri tetikleyebilirler. Bu yüzden antidepresanlar verilirken yanında duygudurum dengeleyicilerin verilmesi mani ya da hipomani tetiklenmesini asgariye indirmektedir. Lityumun terapotik ve toksik düzeyleri birbirine yakın olduğundan sıkı kan düzeyi takibi gerekir. Bu nedenle son yıllarda lityum yerine diğer duygudurum düzenleyiciler daha çok tercih edilmeye başlanmıştır.

Beyinde, sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan nörotransmitterlerin, depresyonda daha düşük konsantrasyonda, manide ise daha yüksek konsantrasyonda olduğu düşünülmektedir. Bu iletişim maddeleri noradrenalin, seratonin ve dopamin’dir. Tedavide kullanılan birçok ilaç bu modele göre etki etmektedir.

Özetle düzenli ilaç kullanımı ve doktor takibi, iyi bir psikolojik destek, sağlıklı bir aile desteği, düzenli psikoterapi süreçleri, kişiyi seven ve onu her haliyle bağrına basan arkadaş çevresi, kişinin hobileri, yetenekleri, en başda kişinin karekteri, alkol ya da uyuşturucu kullanmıyor olması iyileşme şansını arttırır.

Bipolar bozuklukta TMS

TMS uygulamaları yüzgüldürücü sonuçlar vermektedir. En güzel tarafı hastanın duygusal moduna göre tedavinin ayarlanabiliyor olmasıdır.  Antidepresanların manik dönemleri tetikleme ihtimalleri varken, TMS tedavisinde uygun frekans ayarı yapılarak manik dönemden korunulabilir.

TMS tedavisinde hedef, hastaları hipomani düzeyine çıkarmadan duygusal modu normalin hafif üstüne çıkararak orda kalmalarını sağlamaktır. Bu anlamda frekans ayarının çok hassas yapılması gerekmektedir. Bu nedenle tedaviyi düzenleyen hekim, hastayı çok dikkatli takip etmeli ve hipomaniye geçiş emareleri görünüyorsa frekans ayarını biraz daha düşürmelidir.

Genelde bizim uygulamamız, bipolar bozukluğun depresyon döneminde 5hz’den, mani döneminde 1hz’den hipomani de ise 1-2hz’den tedavi yapmak şeklindedir. Bipolar bozukluğun depresif modunda 10hz ya da daha yukarı frekanslardan tedavi uygulamak risklidir. Majör depresif bozuklukta ya da distimik bozuklukta 10hz’lik tedavi uygulanabilir ama söz konusu bipolar bozukluksa ihtiyatı elden bırakmayarak 5hz’in üstüne çıkılmamaya gayret göstermelidir.

Uygulama yeri depresyonla aynı bölge olan sol dorsolateral prefrontal korteksdir. Eğer ciddi düzeyde hipomani ya da mani tetiklenmesi söz konusu ise bu durumda uygulamadaki ‘’train’’ pozisyonu da düzenlenmelidir. Örneğin bir train içindeki uyarı paketçikleri azaltılabilir ayrıca iki train arası mesafe de normalden daha fazla uzatılabilir. Buna hekim karar vermelidir.

2009 yılında Kaliforniya Üniversitesince açıklanan ve aynı yıl nisan ayında Psychiatric Times dergisinde de yayınlanan bilimsel bir araştırmada çeşitli ilaç denemelerine rağmen iyileşmeyen tedaviye dirençli 15 bipolar hastada TMS tedavisinin etkileri araştırılmıştır. Sonuçlar fevkalade yüz güldürücü olmuş ve hastaların yüzde 60’ da tam remisyon yani düzelme sağlanmış geri kalan hastaların büyük bir oranında da eskiye göre daha iyileşme tesbit edilmiştir.

2010 yılında Fransa da Lyon Üniversitesince yapılan başka bir araştırma da ise tedaviye dirençli bipolar depresyon nedeniyle EKT yapılmış ancak daha sonra bazı yan etkiler nedeniyle EKT ye devam edilemediği için tekrar bozulma olmuş hastalara TMS nin tedavi edici etkileri araştırılmıştır. Sonuçta TMS nin de en az EKT kadar etkili olduğu ve hastaların düzelme gösterdiği tesbit edilmiştir.

Hastalıkla Yaşamayı Öğrenmek İçin Öneriler:

Kendinizi Suçlamayın: İnsan herhangi bir hastalıkla mücadele etmek durumunda kaldığında, kendini ya da başkalarını suçlayabilir. Öfkelenebilir. Kendini cezalandırılmış hissedebilir. Şanssız olduğu duygusuna kapılabilir. Bunlar sadece psikiyatri alanındaki hastalıklarda değil fizyolojik hastalıklarda da yaşanabilecek hislerdir. Peki, ne yapacağız? Bir konuda üzüldüğünüzde, o duygunun içinizden geçip gitmesine izin verin. Duyguyu gözlemleyin, kabul edin ve serbest bırakın. O duyguyu alıp hayatınızın merkezine oturtmayın. Bırakın hayatınızdan çıkıp gitsin. Kendinizi, duygularınızla özdeşleştirmemeyi öğrenin. Hastalık bir cezalandırılma yöntemi değildir. Tam tersine duygularınız, bedeniniz sizinle iletişim kurmaya çalışıyordur. Hangi tepkilerin, hangi alışkanlıkların bedeninize ve ruhunuza iyi geldiğini fark etmeye çalışın. Her zaman hastalıklar konusunda iyimser olun. Doktorunuza ve yanınızda olan sevdiklerinize güvenin. Tedavilerin işe yaradığına inanın. İyileşme isteğinizi ve iyimserliğinizi her durumda koruyun. Başarılı bir düzelme ancak düzenli ilaç kullanımı ve doktor takibi ile mümkündür. Bu nedenle asla ‘’iyileştim ya da zaten bunların bana bir faydası olmuyor’’ diye düşünerek ilaçlar kesilmemelidir. Aksi taktirde arkadan daha ağır bir atağın gelmesi ve tedavinin daha zorlaşması işten bile değildir.

Hastalığınızı Gizlemeyin: İnsanın, kendi kişiliğinin huysuz yanlarını bile kabul etmesi zorken, bir psikolojik ya da psikiyatrik hastalık yaşadığını kabullenmesi başlangıçta zor olabilir. Her türlü ruhsal hastalıkta olduğu gibi, bipolar bozuklukta da hastanın, hastalığı kabul etmemesi oldukça yaygındır. Eğer bipolar bozukluk teşhisi almış iseniz muhtemelen bunu gizleme eğiliminde olacaksınız. Dolayısıyla işe, bilmiyorlarsa yakınlarınıza, eşinize ve dostlarınıza hastalığınızı açıklayarak başlayın. Böylece hastalandığınız zamanlardaki davranışlarınız nedeniyle size daha bilinçli ve belki de toleranslı yaklaşabilirler. Ayrıca sağlığınızın, maddi ve manevi çıkarlarınızın korunması konusunda da size yardımcı olabilirler.

Sosyal Bağlarınızı Koparmayın: Bipolar bozukluk hem hasta hem de yakınları için zor tecrübeleri beraberinde getirse de iyileşme sürecinde en büyük desteğiniz, sizi seven insanlardır. Yaşam içerisinde zorlayıcı görevler almak, bipolar bozukluğa sahip kişiler için tedavi ile birlikte taşınamayacak bir hal alabilir. Bu nedenle, bir süre için bile olsa, yaşamda taşıdığınız yükü hafifletmeye gayret edin. En zor görevlere talip olmaktan, duygusal yaşamda zorlayıcı kararlar vermekten uzak durun. Bu arada sosyal bağlarınızı korumaya hatta imkânı varsa geliştirmeye gayret edin. Eğer sizi destekleyebilecek, iyi örnek oluşturacak güvenli bir çevre içerisinde olursanız, tedavi ile birlikte iç dengenizi artıracak bir avantaj yakalarsınız.

Finansal Önemler Alın: Bipolar bozukluğa sahip kişiler mani dönemlerinde yüksek miktarda alışveriş yapabilirler. Bu nedenle sağlıklı dönemlerde hastanın kendi kullandığı finansal araçlara, örneğin kredi kartı gibi ürünlere düşük bir üst limit belirlemesi tercih edilebilir. Hastanın eşinin ya da ebeveyninin, mani dönemlerinin kontrolü için bir takım önlemler alması yararlıdır. Kişinin arkadaş çevresine bilgi verildiğinde, yakın dostlar, ani sağlıksız karar anlarında hastaya yardımcı olabilir.

Yaşam Düzeninize Özen Gösterin: Hastalığa bağlı olarak kilo alma ve kilo verme gibi durumlar görülebilir. Depresif zamanlarda azalan iştaha karşı beslenmenize dikkat etmeniz tavsiye edilir. Ayrıca uyuşturucu maddelerden ve alkolden uzak durmanız gerekir. Alkol kullanımı mümkünse tamamen bırakılmalı veya en az seviyeye çekilmelidir. Zira bipolar bozuklukta alkol ve madde kullanımı yüksek düzeyde şiddet arzusunu ve suç oranlarını arttırmaktadır. Manik ve depresif dönemlerde uyku dengesine de özen gösterilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Merhaba!

WhatsApp üzerinden görüşmek için alttaki kısımdan iletişime geçiniz veya bize info@reemnp.com adresinden email gönderebilirsiniz.

× Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?